PÜRSÜNLER KÖYÜ - HZ MUHAMMEDiN DOGDUGU EV

  Ana Sayfa
  Alt Sayfalar
  => Köyden Son Havadisler
  => DUYGULAR DİLE GELİRMİ ?
  => DOYUMSUZLAR
  => Pazarcı Pürsünler'liler
  => Kabe & Mekke Resim
  => Sındırgı'mız ve Köyleri
  => Sındırgı'ya Yakışan Site
  => Bergama -Kaplan'da Bir Kozak Hikayesi 11.07.2010
  => En Güzeli Pürsünler
  => Dostluk; Sevgindir
  => Pürsünler Dernek Haber
  => Pürsünler Gölet Resimleri
  => Pürsünler'den Haber
  => Pürsünler Seçme Resimler
  => Pürsünler Basinda
  => Salavat'dan Son Görüntüler
  => Pürsünler'e Çam Fıstığı
  => Köyümüz
  => Pürsünler Sevdası
  => Köyden Gelmiş
  => Pürsünlere Şiirde Gerek
  => Senin Mahallen
  => Yeni Pürsünler
  => Sevgi Seli Güvercinler
  => Bu Köyde Yaşanır
  => Güller Sizin İçin
  => Baba Sayfamız
  => Balıkesir camileri
  => Balıkesir'den Görüntüler
  => Türkiyem Manzaraları
  => HZ MUHAMMEDiN DOGDUGU EV
  => Birazda Gülelimmi?
  => Sağlık Bilgisi
  => Şimdi Seni Düşünüyorum
  => Pürsünler Videolarımız
  => Pürsünler Köyü Gezi
  => Sındırgı Sayfası
  => Pürsünler'in İçinden
  => Pürsünler Şenlik
  => 2008 Sındırgı Festivali
  => Sındırgı Türküleri
  => Pürsünler'li Böyledir İşte
  => Sındırgı Sevdalıları
  => Pürsünler Yolu
  => Pürsünler'imiz
  => İşte Sındırgı
  => Sındırgı'lı
  => Türkler uzaya Konya'dan çıkacak
  => Pürsünler Köyünden
  => Pürsünler'e Bakın
  => Pürsünler'in Bir Tanesi
  => Hakk KOÇ - Şiiri
  => "Sındırgım" Şiiri
  => Şaşırtan Kareler!!!
  => Pürsünler Klasiği
  => Sındırgının Yeni Kaplıcası
  => Kabeden Görüntüler
  => Sındırgı Kepez
  => EMENDERE (ILICALI) KÖYÜ HAYRI, 30 HAZ. 2012
  => Özay GÖNLÜM Videsu
  => Selimiye Barajı 2012 Pikniği
  => Bugün Marstayız
  => KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NA
  => Pürsünler 2012 Projesi
  => Sındırgı Büyük Şehre Bağlandı
  => Pürsnler Sera Merkezi
  => Köyümüzden haberler
  pursunler galeri
  ŞİFA CAMİİ PROJESİ
  Pürsünler'de Satılık
  köyün tarihçesi
 


Haberler Haberler






İşte, Hazreti Muhammed SAV'in doğduğu evin bugünkü hali. Bu ev şimdi Mekke'lilerin günlük gazetelere göz gezdirmelerine ve arada bir bir kitabın sayfalarını çevirmelerine yarıyor.

Hazreti Muhammed SAV'in  doğduğu yer

 

Peygamberimizin doğduğu binanın yerinde bugün bir 'halk kitaplığı' bulunuyor. Suudi Arabistan yönetimi Hazreti Muhammed SAV'in dünyaya geldiği mekânın ziyaret yeri yapılmaması için buraya işte bu kitaplığı inşa ettirdi.

Amine Hatun, Hazreti Muhammed'i bu sayfada fotoğrafını gördüğünüz binanın yerinde bulunan bir Mekke evinde dünyaya getirdi, peygamberimizin ilk çocukluk günleri burada geçti, büyükbabası Abdülmuttalib'in himayesine girene kadar burada yaşadı. Evin yer aldığı arazi, bir görüşe göre Hazreti Muhammed SAV'in soyunun dayandığı Hâşim ailesine aitti. Mekke'nin ileri gelen ailelerinden biri olan Hâşimiler peygamberimizin dünyaya geldiği sırada gerçi eski zenginliklerini artık kaybetmişlerdi ancak Mekke'nin gene de saygı gören boylarından biriydiler. Hazreti Muhammed SAV'in Mekke'de peygamberliğini ilân etmesinden etmesinden sonra karşısına büyük bir düşman gurubu çıkmış olmasına rağmen uzun bir müddet bu düşmanlara karşı koyabilmesi, mensubu olduğu ailenin gücünden kaynaklanıyordu.

Peygamberimizin dünyaya geldiği evin bulunduğu arazi, 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar muhafaza edildi ve herkesin büyük saygı gösterdiği bir mekân oldu. Arazinin bakımıyla 'Mekke Şerifleri' denilen ve Hazreti Muhammed SAV'in soyundan gelen Mekke'nin idarecileri sorumluydular. Bu mekân hemen her hac ve umrede mutlaka ziyaret edilir, hacılar Mekke'den Medine'ye geçmeden önce buraya mutlaka uğrarlardı.

Arap yarımadasının 1925'te Abdülâziz bin Saud'un eline geçmesinden ve Vehhabi geleneklerine uyularak Mekke'deki Cennetu'l-Muallâ ve Medine'deki Cennetul-Baki mezarlıklarında bulunan türbelerin yıkılmasından sonra sıra İslâmiyet'in ilk günlerinden kalan diğer mekânların da ortadan kaldırılmasına geldi. Hazreti Muhammed SAV'nin doğduğu evin arazisi dümdüz edildi ve üzerinde eski devirlerden kalma ne varsa kaldırıldı. Sonraki senelerde buraya bir bina inşa edildi ve yapılan bu yeni bina halk kütüphanesi haline getirildi.


Efendimiz sadeliği severdi Sadelik ve samimiyet, Hz. Peygamber (sav)'ın yüksek karakterinin ve ahlakının başlıca iki vasfını teşkil ederdi. Peygamberimiz gayet sade yaşar, gayet sade giyinir, gayet sade yemekler yerdi. Bulduğunu yer, bulduğunu giyer, yer üstünde oturmaktan çekinmezdi. Her şeyde sadeliği tercih ederdi. Kendisine güzel bir yemek verilse ona iştirak eder fakat genel olarak, bir türlü yemekten fazla yemezdi. Sofrasında üç - dört çeşit yemek olmazdı.

 

Evlerin en güzeli; Hz. Peygamber’in evi -
  • Peygamber'in elbisesi

Peygamberimiz, zevkler içinde yaşamaktan hoşlanmazdı. Esas vazifeyi ihmale sebep olması bakımından, başkalarının zevklere dalmalarını da yasaklardı. Kendisinin devamlı olarak giydiği, keçi kılından örme elbiseydi. Son nefesini de böyle elbise içinde vermiştir.

Dünya eşyasının ne lüzumu var?

"Dünya eşyasının bana ne lüzumu var? Benim, dünya ile alâkam, yolunda giderken bir ağaca rastlayan, öğle vakti dinlenmek için o ağacın gölgesine sığınan, sonra yine yoluna devam eden bir yolcunun alâkası gibidir" derdi. [Tirmizi]

Sahabesi, Peygamber'i anlatıyor!

Hz. Ebu Said-i Hudri buyurdu ki: "Resulullah Efendimiz, hayvana ot verir, deveyi bağlar, evini süpürür, koyunun sütünü sağar, ayakkabısının söküğünü diker, çamaşırını yamardı. Hizmetçisi ile birlikte yer, hizmetçisi el değirmeni çekerken yorulunca, ona yardım ederdi.

Pazardan bir şeyler alıp torba içinde eve getirirdi. Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selam verirdi. Bunlarla musafaha etmek için, mübarek elini önce uzatırdı. Köleyi, efendiyi, beyi, siyahı ve beyazı birbirine eşit tutardı.

Her kim olursa olsun, çağırılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı.

Güzel huylu idi. İyilik etmesini severdi. Herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Söylerken gülmezdi. Üzüntülü görünürdü. Fakat çatık kaşlı değildi. Aşağı gönüllü idi. Fakat alçak tabiatlı değildi. Heybetli idi. Yani saygı ve korku hâsıl ederdi. Fakat kaba değildi. Nazik idi, cömert idi. Fakat israf etmez, faydasız yere bir şey vermezdi. Herkese acır idi.

Mübarek başı hep önüne eğik idi. Kimseden bir şey beklemezdi. Saadet, huzur isteyen, Onun gibi olmalıdır. [Kimya-i Saadet]

"Ey Ömer niçin ağlıyorsun?"

Hazreti Ömer, Hz. Peygamber'in odasını, bir ziyaretinde şöyle anlatıyordu: Rasûl-i Ekrem'in sırtında bir ihramı vardı. Bir tarafta çıplak bir sedir, üzerinde deriden bir yatak, bir köşede bir avuç yulaf, bir post, boş bir su tulumu gördüm. Bu görünüş karşısında ağladım.

Rasûl-i Ekrem sebebini sordu: "Üzerinde yattığınız yatak, vücudunuz üzerinde iz bırakmış. Bütün malınız bu oda içinde. Kayserler ve Kisralar, dünyanın bütün zevkini sürdükleri halde, siz, Allah'ın Peygamberi, böyle bir hayat geçiriyorsunuz!" diye cevap verdim.

O zaman, Rasûl-i Ekrem: "Ey Hattâboğlu! İstemez misin ki, bu dünya onların olsun, ahiret nimeti de bizim olsun!" buyurmuştu. [Müslim]

Peygamber'in ahlakı

Peygamberİmİzİn ahlâkı konulmuş bir meleke halindeydi. Ahlak ve edep onun içinde öz olarak mevcut idi. Güneş nasıl ışık saçar, çiçekler nasıl rengi ve kokusuyla ortalığı Cennete çevirip burcu burcu kokular saçarsa, Hz. Peygamber'in ahlâkî   hayatı da o şekilde normal bir seyir içinde cereyan ediyordu.

Öyle ki her gören Peygamberimizin o faziletle birlikte yaratıldığı kanaatine varırdı. Hiç kimse ondan o fazilete aykırı bir şeyin görüleceğine inanmazdı. O her zaman muhtaçlara yardım eder, zayıfları korur, tatlı sözlü güler yüzlü bulunur, izzet ve vakarını muhafaza eder, tevazu ve hoşgörüsünü hiç kimseden esirgemezdi.

Güneş nasıl ki Allah'a inananın da inanmayanın da üzerine doğarsa Peygamberimizin dünyayı kaplayan şefkati de küçük-büyük, genç ihtiyar, Müslim-gayr-i Müslim herkese aynı şekilde yayılırdı.

Efendimizin evi

Hicretin dokuzuncu yılı elde edilen ganimetler sayesinde, Medine'de ashabın durumu düzelmiş, umumî refah artmıştı. Fakat Peygamberimizin evi, eski halini muhafaza ediyordu.

Bütün evinin mefruşatı: Bir yatak, bir hasır, bir toprak su ibriği gibi basit eşyadan ibaretti.

Yatağı: Bir örtü, deriden bir şilte veya iki katlı bir kumaş parçasıydı. Hz. Peygamber, birçok gecelerini yemeksiz geçirirdi. Günlerce bacası tütmez, aylarca evinde ışık yanmadığı olurdu. Bütün ailesi, yalnız hurma ve su ile geçinirdi:

Hazreti Aişe diyor ki: "Peygamberimizin vefatı zamanı, evimizde yiyecek olarak, bir miktar yulaftan başka bir şey yoktu." [Ahmed İbn Hanbel]

Hz. Peygamber: "Bu dünyada, bir misafire bu kadar eşya kâfidir" derdi. [İbn Mace]

Hâlbuki devletin hazinesi, Allah Resulü'nün emrindeydi. Fazla olarak kendisine ashabın zenginleri, her şeyi seve seve sağlarlardı.

İslâm tarihçileri derler ki: "Cenabı Hak, bütün dünyadaki hazinelerin anahtarlarını ona vermiş, fakat O reddetmişti"


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Zirvedekilerin Rehberi Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler REALIST Artik Kalite Kazaniyor! Tiklayin Tiklayin Magazin Yararlı Linkler Toplist, Gazteler, Haber Sitelerisite ekle Bedava sitelerTiklayin
Toplist, Site Ekle

Efkar Fm dinle